Anasayfa / Genel / Çocukların Bize Öğrettikleri
Çocukların Bize Öğrettikleri

Çocukların Bize Öğrettikleri

Günlük hayatta, bazı kavramları çokça duyarız. Eğer çocuğunuz varsa ve çocuk yetiştirmek üzerine birkaç kitap okumuşsanız en çok duyduğumuz kavramlardan biri “Koşulsuz sevmek”tir. Kuzguna yavrusu anka görünür hesabı, onlara başkalarının yanında toz kondurmaz; ama yalnız kalınca da gagalamaktan geri durmayız. Çocuklarımızı çok sevdiğimiz doğrudur evet, ama iş “koşulsuz” kısmına gelince orada sınıfta kalırız.

Sevgili oğlum, bana bu konuda bir ders verene kadar, koşul ve koşulsuzluk arasındaki farkı bu kadar derinden hissetmemiştim.

Eminim hepiniz çocuğunuzun okula başladığından beri kaybettiklerini yazsanız upuzun bir liste olur. Hatta bunu okuyunca kaybettiği şeyleri hatırlayıp derin bir iç geçirdiğinizi duyar gibiyim.  Sana bir daha bir şey almayacağım deriz ama…. Aması malum.

Geçenlerde benim bızdık, her daim vücut ısısı yüksek bir şahsiyet olduğu için paltosunu okulda bırakıp gelmiş. Ertesi gün getireceğine söz verdi, yine unuttu. Üçüncü gün “Artık bugün söz getireceğim.” diye gitti; ama paltosunu bulamadı. Ben hemen abaragandiye başladım ve resti çektim. “O palto bulunmazsa yılbaşında çok istediği oyuncak yerine yeni bir palto almak zorunda kalacaktım.” Bu haberi alan oğlum, ertesi gün okulu ayağa kaldırmış. Müdür yardımcısına gitmiş, yanına bir hizmetli vermişler, bütün okul aranmış, palto yok.  Ben tabi duygu sömürülerine devam ediyorum. Aradan bir hafta geçti, artık ben paltodan ümit kesmiş, yavaş yavaş vitrinlere bakınmaya başlamıştım ki, bizimki ağzı kulaklarında servisten indi.  Hemen gözlerini kapa oyunu oynadık.  (koca paltoyu bana süpriz yapmak için çantasına tıkmış).  Paltoyu çantasından  çıkarınca benim ofisin ortasında heyoooo diye zıpladık. Meğerse… ( merak ediyorsanız anlatayım:))

Meğerse paltosu kulüp odasındaki askıda kalmış. Tabi bizimkinin bulması için aradan bir hafta geçip yine kulüp odasına gitmesi gerekmiş.

Dönerken arabada  ben “Söyle bakalım Alican” modunda, bundan çıkardığı dersin ne olduğunu sordum. O da “Demek ki hamburgeri ketçapsız yememeliyiz. ” dedi. Aferin, doğru dedim ben de. Bunun oğlu da kendi gibi bir tuhaf diyebilirsiniz ama bu yaştaki çocuklar için annenin veya babanın dediği şeyi kabullenmek ve kabullendiğini ifade etmek onlara göre dünyanın en zor işidir.  Bu nedenle ben mesajı almıştım.

Aradan iki gün geçti  bizimki,  servisten inerken çantası açık olduğu için içinde 50 tane kalem bulunan kalem kutusunu düşürdü. Elbette bulunamadı.

Akşam servisten inip ofisin kapısını çaldığında  bu durumu  hatırladığım için son derece suratsız bir şekilde kapıya doğru yürüdüm ve tam kapıyı açarken yüzüme yapmacık bir gülümseme konduruverdim. Olmadı, dedi bizimki. Kapıyı kapat gülümseyerek tekrar aç. Kapıyı kapatıp gülümseyerek tekrar açtım. Yine olmadı, dedi. Masana git, masandan gülümseyerek kalk ve kapıya öyle yürü, dedi. O zaman anladım ki benim masamın karşısındaki camdan masadan suratsız bir şekilde kalktığımı görebiliyordu. Tekrar masama oturdum bu sefer bana ne anlatmaya çalıştığını anladığım için yüzümde kocaman ve gerçek bir gülümsemeyle kapıya doğru yürüdüm, kapıyı açtığımda gözlerimin içi de gülüyordu. Şimdi oldu, dedi,  uzun uzun sarıldık.  Ben “koşulsuz sevgi” dersimi almıştım.  Oğlumla gerçekten gurur duydum, hem bana bunu öğrettiği için, hem de bu kadar duyarlı olduğu için.

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

5 yorum

  1. Merhaba Aysun Hn,
    Yaşadıklarımız tıpkı bilgisayar a yazı kopyalamak gibi aynı ( kopyala/yapıştır)
    benim oğlumda eşyaları ve okul araçları konusunda ( bir tek Pritt yapıştırıcı hariç, onu çok seviyor ) unutkan ve tutumsuz ( şimdilik ) 🙂 , ama aynı olayı tek benim yaşamadığımı bilmek ,şu evrende insanı rahatlatmaya yetiyor…Sevgiler

  2. Zeliha Hanım siteme hoş geldiniz. Aynı duyguları paylaşıyor olmak ne güzel. Sevgilerimle…

  3. Aysuncuğum,
    Oğlun paltoyu bulma konusunda hızlı sayılır, bunda bilmiyorum senin abaragannilerin payı nedir; bizim geçen dönem kaybolan eşofman üstü bugün eve geldi, nereden geldiği meçhul… Tabi yaklaşık bir ay sonunda benim telefonum, sonra da okula yenisini almaya gitme teşebbüsüm sonrası eve gönderilen bizim olmayan bir eşofman üstünü bu süre zarfında kullanıyor olduğumuzu belirtmeliyim!
    Ayrıca ketçap kullanma konusundaki alınan ders yazının favorisi benim için! İşte tam da bu nedenle ne anladın sorusunu seviyorum.
    Sevgiler.

  4. Bu yazıyı okuyunca bir an ilköğretim yıllarımdaki günler aklıma geldi, bazen montumu sınıfta unuturdum, eve geldikten sonra annem hatırlatırdı, yarın alacağım der yine unuturdum.. Bazen montumu okulda unutmam çok işime yarıyordu, havalar soğuk/yağışlı olunca montum imdadıma yetişiyordu…

    Okuyorum da, herkes çocukları-nın unutkanlığından dem vurmuş sanki hiç çocuk olmamış gibi.. :))

    • Benim de unuttuğum kaşkolların haddi hesabı yoktur. Bir zamanlar çocuk olduğumuzu unutmamamız gerektiğinde haklısınız. Sevgiler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top