Anasayfa / Eğitim / Dinlemeye Ne Kadar Hazırız?
Dinlemeye Ne Kadar Hazırız?

Dinlemeye Ne Kadar Hazırız?

Hayatımızda yolumuza çıkan insanlardan bazıları nasıl olmamız gerektiği, bazıları da nasıl olmamamız gerektiği ile ilgili bir vizyon koyarlar önümüze. Geriye dönüp baktığımda ileride öğretmenlik mesleğini seçeceğimin belli olmadığı yıllarda bile öğretmenlerimi içten içe değerlendirdiğimi ve nasıl bir öğretmen olmamam gerektiği ile ilgili bir sürü karara sahip olduğumu görüyorum.

Öğretmenliğim süresince bir zamanlar öğrenci olduğumu unutturmayan bu kararlar, öğrencilerimle aramda çok derin ve anlamlı bağların kurulmasına sebebiyet vermiştir.  Nasıl olup da onları bu kadar iyi anlayabildiğim öğrencilere sihirli bir şeymiş gibi gelmiştir hep.  Bir sihrin varlığına inanmaları içten içe hoşunuza gitse de bilirsiniz ki bu davranış kalıbının altında öğretmenin doyuramadığı ihtiyaçlarından biri yatar. “Dinlenmek” gibi mesela.

Yakın çevrenizde sizi en iyi dinleyen kişi kim diye sorulduğunda kaçımız hemen bir isim söyleyebiliyoruz, bilemiyorum.  Kişisel ihtiyaçları bir yana bırakacak olursak öğretmenlik mesleğinin en can alıcı noktalarından biri “dinlemek”tir.

Michael Ende’nin  “Momo” isimli kitabında altını çizdiğim ve defalarca okumaktan bıkmadığım bölümü, “dinleme” ile ilgilidir ki kanımca kitabın en can alıcı bölümlerinden biri budur:

 “ O gün onunla konuşmamış biri olursa, diğerleri ona “Git bir Momo’ya uğra.” derlerdi.  Bu cümle zamanla yakın çevredeki insanlar arasında kalıplaşmış bir deyim olup çıktı.

Peki ama neden? Momo herkese akıl verecek kadar zeki bir kız mıydı? Teselliye gereksinimi olanları yatıştıracak sözler mi buluyordu? Bilgece kararlar mı verebiliyordu?

Hayır, Momo da diğer çocuklar gibi böyle şeyler yapamazdı.

Momo’nun hiç kimsenin yapamayacağı şekilde başardığı şey şuydu: Dinlemek. Belki şimdi pek çok kimse, bu da bir şey mi herkes dinlemesini bilir, diyecektir.

Oysa hiç de öyle değil. Çok az kimse gerçekten iyi bir dinleyicidir. Dinlemek konusunda Momo’nu eşi benzeri yoktur.

Momo, karşısındakileri aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi. Bunun için karşı tarafı düşünmeye iten bazı şeyler söylüyor ya da zekice sorular soruyor da değildi, aksine yalnızca sessizce oturur ve anlatılanları pür dikkat dinlerdi.

Karşısındakine kocaman, simsiyah gözlerini açarak bakar ve o kimse, o ana kadar fark etmediği, bilinçaltında gizli kalmış düşüncelerini ona rahatça açıklar, sonra buna kendisi de şaşırırdı. Kararsız kimseler bile ona dertlerini anlatırken ne yapacaklarına birdenbire karar verirlerdi. Ya da çekingen biri aniden kendisini rahat ve konuşkan hissederdi. Mutsuzlar, dertliler onun karşısından ferahlamış, rahatlamış olarak ayrılırlardı. Hatta kendi yaşamını anlamsız bularak kendisinin önemsiz bir kişi olduğuna inanan biri bile bütün bunları Momo’ya anlatırken nasıldır bilinmez daha konuşması sona ermeden söylediklerinin gerçek olmadığını, insanlar arasında onun da bir yeri olduğunu ve dünyada kendisinin de bir önemi bulunduğunu kavrardı. Momo, işte böyle usta bir dinleyiciydi.”

Türkçe öğretmeni olmanın en keyifli yanlarından biri, sınıfa öğrencilerin kendi hikayelerini anlatabilecekleri metinler bulup getirmektir. Doğru tetikleyiciyi bulduğunuzda sınıfın en az konuşan öğrencisi bile hikayesini anlatmak için can atmaya başlar. O andan itibaren hikayelerin ardı arkası kesilmez ve sizin yapacağınız tek ama en önemli şey, onları kocaman gözlerle dinlemektir. Tıpkı Momo gibi.

Konu öyle güzel çağrışımlarla ve yeni hikayelerle alır başını gider ki vaktin nasıl geçtiğinin farkına varamazsınız. Zil çaldığında öğrenciler sınıftan dışarı çıkmak yerine etrafınızda çember olurlar ve anlatmaya devam ederler. Bir sonraki ders Türkçe ise keyifle devam edersiniz, değilse diğer öğretmene sınıfı bırakmak için yanınızda ardınızda bir sürü öğrenciyle koridorda yürürsünüz. O iki hikaye anlattı, ben bir tane anlattım gibi tatlı atışmaları hoş görerek  “Lütfen anlatacaklarınızı bir dahaki derse kadar unutmayın, sizi dinlemek istiyorum.” diye özür dileyerek yanlarından ayrılırsınız.

Dinlemeye hazır olmak

Bilinçli bir şekilde dinlemek için öncelikle dinlemeye hazır olmak gerekir.  Dinlemeye hazır olmanın ön koşulu ise anda kalabilmektir. Yani geçmişte ve gelecekte değil, şu anda. Modern insanın gün içerisinde ne kadar az anda kalabildiğini düşündüğümüzde dinlemek konusunda bu kadar başarısız olmamızın nedeni ortaya çıkmış olur.

Otomatik pilota bağlamadığımız ve yüksek bir farkındalıkla yaptığımız her iş, anda kalma oranımızı artırır. Usta öğretmenlerin “Tüm dertleri sınıfın kapısının dışında bırakıp içeri öyle giriyorum.” diye ifade ettikleri bu yüksek farkındalık, yaptığımız işten zevk almamızı sağlayan ve gerçek anlamda fark yaratan en önemli unsurlardan biridir.

Dalgalı bir deniz gibi çırpınan zihnimizi susturmayı başardığımızda, o durgun suda karşımızdaki kendini görür, çoğu zaman cevapları da.  İşte dinlemeye hazır olmanın en önemli ön koşulu budur.

Momo gibi dinlediğimiz ve dinlendiğimiz günler diliyorum.

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

6 yorum

  1. Sizi farketmek benim için bir kazanç. Ben de hemen hemen her gün öğretmenliğimi sorgularım sizin gibi. Sevgi ve saygılarımla. ..

  2. Beyhan Hanım, değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Sizin sorgulamalarınızdan çıkan farkındalıkları bizlerle paylaşırsanız seviniriz. Sevgiler.

  3. Teşekkürler öğretmenim.

  4. Sizi keşfettiğim günden beri her yazınızı kaçırmadan okumaya çalışıyorum. Kelimelere adeta ruh katıyorsunuz.
    Dinleme eğitimine her zaman çok önem veren bir eğitimci oldum, bu yıl Sonbahar Öğretmenler Sempozyumu’nda bu konu ile ilgili bir de sunum yapacağım, üstelik Momo da olacak içinde:)
    Değerli birikimlerinizi, fikirlerinizi bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim, siz yazmaya biz de okumaya hep devam edelim, sevgilerimle.

    • Perihan öğretmenim sizlerin guzel yorumlarınız beni yazmaya daha da teşvik ediyor. Bu sene sempozyuma katılamayacağım ama bizim okuldan da ogretmenler olacak. Özellikle turkce zumresindeki arkadaşlar sunumunuzu kacirmayacaklardir. Size basarilarla dolu bir yıl diliyor, cok tesekkur ediyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top