Anasayfa / Eğitim / Yazma Atölyesi 1: İyi Yazmanın Altı Özelliği
Yazma Atölyesi 1: İyi Yazmanın Altı Özelliği

Yazma Atölyesi 1: İyi Yazmanın Altı Özelliği

Öğrencilik yıllarımda Türkçe dersleri bize verilen atasözü ya da özlü sözleri kompozisyon haline getirme mücadelesiyle geçti. Mücadele diyorum çünkü yazmaya dair bildiklerimiz giriş, gelişme, sonuç paragrafları ve paragrafların beş harf içeriden başlayacağıydı. Boş kağıtla uzun uzun bakıştıktan sonra klişe cümlelerle sözü mümkün olduğunca uzatmaya çalışırdık: “İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler.” ve “İnsanları hayvanlardan ayıran en önemli şey akıldır.” gibi cümleler en popüler olanlardı. 

Öğretmenimiz yazmadan önce yazacaklarımızı planlamamız gerektiğini de söylerdi; ama hiçbir zaman nasıl planlamamız gerektiği ile ilgili bir bilgi bizimle paylaşılmadı. Kompozisyon yazmak konusunda, sayfa düzeni, yazı okunaklığı, yazım noktalama konularında kendimizi geliştirdiğimiz pek ala söylenebilir. Bir de yazıyı olabildiğinde uzatabilmek için aynı fikri farklı farklı cümlelerle ifade etmek konusunda ustalaşmıştık. Yazımızı değerlendirdiğimiz rubrikte yer alan fikirlerin özgünlüğü ve çeşitliliği maddesi ise Allah vergisiydi. Bu yetenek, çok kitap okumakla ilişkilendirilse de yazmak yetenek meselesiydi ve o yetenek herkeste bulunmazdı. 

Edebiyat öğretmenliği okuduğum yıllarda da teoriyle o kadar meşguldük ki öğretmen olduğumuzda öğrencilere aktarmamız gereken temel becerilerden bizler de yoksunduk. 

Bugünse biliyoruz ki “yazma”yı sistemli bir şekilde öğretmek mümkün. Öğrencilerimize kağıt üzerinde nasıl sesli düşünebileceklerini ve başarılı yazarların izledikleri adımları gösterebiliriz.

1960’larda Paul Diederich adlı bir araştırmacı, bir grup profesyonelden yazmayı neyin etkili kıldığını belirlemelerini istedi. Güçlü metaforlardan, noktalı virgülü doğru kullanmaya kadar yüzlerce yanıt aldı. Ancak hiç kimse aynı anda yüzlerce şeyi hatırlayamaz, bu nedenle Diederich yanıtları grupladı ve bunların altı kategoriye girdiğini buldu.

1984 yılında, okuryazarlık uzmanı Vicki Spandel, Diederich’in çalışmasını tekrarlayan bir ekibe liderlik etti. O zamandan beri, araştırma resmi olarak üçüncü kez yapıldı. Dijital ve çevrimiçi yazılar da dahil olmak üzere çok daha çeşitli yazı türleri kullanan Education Northwest, aynı altı bileşenin “iyi” yazının özü olduğunu kanıtladı.

İyi yazmanın, fikirler, organizasyon, ses, kelime seçimi, cümle akıcılığı ve kurallar olmak üzere altı temel bileşeni vardır ve bu özellikler yazma öğretimi ve değerlendirmesinin altın standartı olarak kabul edilmektedir. 

Bu temel bileşenler, öğretmenlere ve öğrencilere her türden yazının nasıl oluşturulacağı, gözden geçirileceği ve değerlendirileceği konusunda ortak bir anlayış sağlar. Bu bileşenler, iyi yazılmış denemeler, raporlar, bloglar, şiirler, videolar ve diğer tüm türlerin doğasında bulunurlar.

Altı özelliği anaokulundan itibaren öğrencilere tanıtmaya başlayabiliriz. Özellikler aynı kalmak koşuluyla her sınıf düzeyinde becerilerin karmaşıklığı ve bunların değerlendirilme standartları değişecektir. 

Yazma öğretimine altı özelliğe ilişkin kelime dağarcığı oluşturarak başlamak ve  öğrencilerimizle aynı dili konuşmak uzun vadeli başarının anahtarıdır.  

Yazmanın Altı Özelliği

  1. Fikirler: İlginç ve önemli fikirler bir anlamda yazınızın kalbidir. Fikirler, yazarların yazma nedenidir. 
  2. Organizasyon: Fikirlerinizi nasıl sıraladığınızı ve birbirine nasıl bağladığınızı ifade eder.
  3. Ses: Kişiliğimizin kelimelerle ifadesidir. Yazınızı okuyan biri kendini nasıl hissediyor sorusunun cevabıdır.  Resmi mi yoksa gündelik bir dil mi kullanıyorsunuz? Samimi misiniz yoksa çekingen ve mesafeli misiniz? 
  4. Kelime Seçimi: İyi yazı, anlatmak istediklerini doğru kelimelerle anlatır.
  5. Cümle Akıcılığı: Cümlelerinizin akıcı olması, yazdığınız metnin bir çırpıda ve kolay okunmasını sağlar. 
  6. Kurallar: Noktama işaretleri, yazım ve  dilbilgisi açısından doğru metinler hepimizin üzerinden hemfikir olduğu tutarlı ve kolay okunan metinler oluşturmamızı sağlar. 

Yazmanın altı özelliği, “yazma atölyesi” modeliyle iyi çalışır. Bu model aşağıdaki aşamalardan oluşur:

  1. Mini ders (10-15 dakika)
  2. Grup etkileşimi (3- 5 dakika)
  3. Yazma süreci (25- 40 dakika)
  4. Paylaşım (15 dakika)

Yazma Atölyesini Yürütmek İçin İpuçları

Yazma atölyesi için iki ders saati ya da 60 ya da 70 dakikalık bir blok ders saati ayırmaya çalışın. Her atölyenin mümkün olduğu kadar spesifik tek bir konudan oluşmasına, örneğin her atölyede tek bir yazma stratejisini paylaşmaya özen gösterin. Sene başında yazmanın altı özelliğinden her birini farklı bir atölyede tanıtabilirsiniz. Bu özellikleri görsellerle ilişkilendirin ve sınıf panosuna asın. 

İlk altı atölyenin ardından en başa geri dönün ve fikirler kategorisi için kullanılabilecek her stratejiyi farklı bir derste ele alın. Örneğin konuyu nasıl detaylandıracaklarını ve nasıl kanıtlar sunacaklarını öğrettiğiniz “Ne, Neden, Nasıl” stratejisi için ayrı bir ders ayırın. Kısa cümleleri birleştirerek uzun cümleler kurma bir ders, paragraf yazmayı başka bir derste ele alın. Böylece neredeyse 36 haftalık bir öğretim yılı boyunca yazma müfredatınız kendiliğinden oluşacaktır. 

Yazma atölyesine, seçtiğiniz yazma stratejisini tanıtıp modellediğiniz 10-15 dakikalık bir mini dersle başlayın. Stratejinin tanıtıldığı bölümün kısa olması, öğrencilerinize yazmak için daha çok zaman kalmasını sağlar. Stratejiyi iyi yazarlar tarafından yazılmış örnek metinler üzerinden modelleyebileceğiniz gibi öğrencilerinizin yazarken sizi izlemelerini sağlayarak da modelleyebilirsiniz. Kendinizden örnekler vermeniz ve yüksek sesle düşünmeniz her zaman öğrencilerin dikkatini daha çok çekecek ve verdiğiniz örnekleri unutmamalarını sağlayacaktır. 

Stratejiyi tanıttıktan sonra öğrencilerinizin akranlarıyla etkileşim içerisine girmesine izin verin. Fikirlerini paylaşsınlar, soruları varsa sorsunlar.  Bu etkileşimin ardından yaş seviyesi ve içeriğe göre, bireysel olarak 25- 40 dakikalık bir zaman diliminde stratejiyi uygulamalarına izin verin. Son 15 dakikalık bölümde ise öğrenciler yazılarını paylaşsınlar.

Benim gözlemim, ilkokul öğrencileri yazdıklarını paylaşmak konusunda ortaokul ve lise öğrencilerine göre daha istekli oluyorlar. Paylaşmak için yeterli zaman kalmadığında ise hüsrana uğruyorlar. Bu nedenle paylaşmak için yeterince zaman bıraktığınızdan emin olun. 

Genç yazarları, kendilerinin veya başkalarının yazılarına uygulanan kriterlerin kullanımına aktif olarak dahil etmek, yalnızca daha etkili revizyonlarla değil, aynı zamanda daha üstün ilk taslaklarla da sonuçlanır.

George Hillock

Yazma atölyesinin süresinin uzun olmasının bir diğer faydası da öğrencinin ihtiyaç duyduğu geribildirimi anında alabilmesi. Bu geribildirimi öğrencilere uygulama esnasında bireysel olarak verebileceğiniz gibi, paylaşım sürecinde öğrencilerin akranlarını ya kendi kendilerini değerlendirdikleri bir şekilde de yapılandırabilirsiniz.

Şimdi hayal etmenizi istiyorum: Ortaokul Türkçe öğretmenisiniz ve 5.sınıfa gelen öğrencileriniz ikinci sınıftan itibaren böyle bir atölye rutini ile yetişmişler. Bir yazıyı iyi yapan unsurlar hakkında uygulama, analiz, değerlendirme ve yaratma düzeyinde sayısız deneyim yaşamışlar. Ortak bir kelime dağarcıkları var, bakış açısı dediğinizde ne demek istediğinizi anlıyorlar, betimleme dediğinizde şaşırmıyorlar. Okudukları bir metinde ya da kitapta yazarın iyi yaptığı şeyleri analiz edebiliyorlar ve bunları akademik bir kelime dağarcığı ile size ifade edebiliyorlar. O kadar çok uygulama ve düzenleme yapmışlar ki noktalama işaretleri ve yazım kuralları konusunda neredeyse bir Türkçe öğretmeni hassasiyeti kazanmışlar. Anlatım bozukluğu yapmıyorlar ve siz her sene tekrar ve tekrar dilbilgisi kurallarını öğretmek zorunda kalmıyorsunuz. 

Yazmanın yetenekten ibaret olmadığını dikkate alırsak okul programında yazma becerisini geliştirmeye hak ettiği değeri ve zamanı verdiğimizde bu sonuç hiç de hayal değil. Çünkü yazmak kendi özgün fikirlerimizi ürettiğimiz takdirde okuduklarımızdan, dinlediklerimizden, izlediklerimizden yola çıkarak analiz, değerlendirme ve yaratma basamağına karşılık gelen üst düzey bir düşünme becerisidir ve diğer becerileri de geniş çaplı olarak kapsar. 

Yönümüzü reklam kokan moda yaklaşımlardan ve test etme takıntımızdan “yazma”ya çevirdiğimiz her an, bizim için bir kazanç. Kanımca temel değerlerimizi hatırlama ve hatırlatma etkisi yapacak olan bu öze dönüşlere eğitim sistemimizin çok ihtiyacı var.

Aysun Yağcı

Kaynaklar:

https://www.ttms.org/steve_peha/steve_peha.htm

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

4 yorum

  1. Merhaba öğretmenim,
    Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak yazdıklarınızı ilgiyle okuyor, sizden oldukça fazla şey öğreniyorum. Bu yazı da ihtiyacım olan bir alana cevap oldu.

    Emekleriniz için teşekkür ederim.

  2. Bu yıl ilk defa aldığım sınıfımla yazma çalışması yapmak istiyorum, fakat hem öğrencilerim hem de ben o kadar tecrübesizim ki ne yapacağımı nasıl bir yol izleyeceğimi bilmiyordum, ta ki sizin yazınızı okuyana dek. Sizlerin tecrübeleri gerçekten çok büyük yol gösteriyor hocam, bu arada her türlü önerilerinize de açığım. Her şey için çok teşekkür ederim.

Onur için cevap yaz. Çık

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top