Aktif olarak öğretmenlik yaptığım yıllarda “okulun varlığını” içten içe öyle çok sorgulardım ki o dönem için marjinal olan fikirlerimi çoğu zaman kendime saklamak zorunda kalırdım. Şimdilerde okulun varlığı, tüm kesimler tarafından açıkça sorgulanıyor. Buna sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum. Okulu Yeniden Düşünmek adlı yazımda eğitim sistemimizin hâlâ oturma süresine dayalı yapısını tartışmış ve şu temel soruyu sormuştum: Okulun gerçekten varlık nedeni ne? Devamını Oku »
Yazar Arşivi: Aysun Yağcı
2.Hafta Yazma Görevleri: İlk Haftanın İzleri
09 Eylül 2025
Her yeni başlangıç, küçük detaylarda gizlidir. Okulun ilk haftasında yaşananlar öğrencilerin zihninde uzun süre iz bırakır. Bu hafta yazma görevlerimiz, öğrencilerin gözlemlediklerini ve hissettiklerini yazıya aktarmalarını kolaylaştıracak. Görevler her yaş grubunun seviyesine göre farklılaştırıldı. Etkinlikleri sınıfınızda daha verimli uygulayabilmeniz için her yazma görevinin yanında öğretmenlere özel açıklamalar ve ipuçları da eklenmiştir. Devamını Oku »
1. Hafta Yazma Görevleri – Okulun İlk Günü
31 Ağustos 2025
YAZBEG’in “36 Hafta 36 Görev” serisinin ilk haftasında öğrenciler kendi okul açılış deneyimlerini yazıya döküyor. Etkinlikleri sınıfınızda daha verimli uygulayabilmeniz için her yazma görevinin altına öğretmen açıklamaları ve ipuçları eklenmiştir. Bu yönergeler, görevleri öğrencilerin yaş seviyesine uygun hâle getirmenize yardımcı olacak. Devamını Oku »
Okul Yöneticileri Hizmet İçi Eğitimlere Katılmalı mı?
31 Ağustos 2025
Okullarda yaptığım eğitimlerde, hizmet içi çalışmalara verilen önemin kurumlar arasında ciddi farklılık gösterdiğini görüyorum. Bazı kurumlarda okul yöneticileri; hizmet içi eğitimlere aktif olarak katılıyor, öğretmenlerle grup çalışmalarında fikir üretiyor, tartışmalara dâhil oluyor ve eğitim sonrası ekipleriyle somut eylem planları belirliyor. Bu tavır, hem o okulda öğrenmeye değer verildiğini hem de sürecin yalnızca öğretmenlere bırakılmadığını gösteriyor. Devamını Oku »
Yeni Yıla Başlarken Kendimize Soracağımız Sorular
27 Ağustos 2025
Yeni bir yıla başlamak, öğretmenliğimiz üzerine düşünmek için en doğru zamandır. Çünkü yansıtıcı düşünme, öğretmenlikte hem günlük kararlarımızı hem de uzun vadeli gelişimimizi şekillendiren güçlü araçlardan biridir. Bu yazıda, yansıtıcı soruların gücünü ve sınıfımıza nasıl yön verebileceğini ele alıyorum. Devamını Oku »
Yazmayı Yeniden Keşfetmek: YAZBEG’in Doğuşu
22 Ağustos 2025
Bazen sınıfta tanık olduğunuz tek bir an, yıllarca sürecek bir yolculuğun başlangıcı olabilir. Akademik koordinatör olarak en çok keyif aldığım şeylerden biri, özellikle yabancı dil öğretmenlerinin dil öğretim yaklaşımlarını incelemekti. Yazma üzerine derin düşünmeye başlamamın arkasında da böyle bir sınıf gözlemi yatıyor. Devamını Oku »
Yeni Programda Yazma Becerileri
04 Eylül 2024
Son yıllarda ağırlıklı olarak yazma becerileri üzerine çalıştığım için ister istemez yeni açıklanacak ve beceri ağırlıklı olduğu müjdesi verilen Türkçe programının yayımlanmasını da ne yalan söyleyeyim heyecanla bekledim. Nitekim, program haziran ayında yayımlandı, geri bildirim alınıyormuş gibi yapıldıktan ve jet hızıyla onaylandıktan sonra temmuz ayında yürürlüğe girdi. Devamını Oku »
Bir Mezun Portresi Oluşturmak
08 Mart 2024
Mart ayı bir sonraki yılın eğitim programı üzerinde derinlemesine düşünmek için en iyi zamanlardır. Eğer uzun zamandır, okulunuzun vizyon beyanını ve değerlerini gözden geçirmediyseniz bu konuya ciddi ciddi vakit ayırmanın zamanı gelmiştir. Bir önceki yazımda okulu yeniden düşünmekten bahsetmiştim. Bugün sizlere bu süreci kolaylaştıracak adımları anlatmak istiyorum. Bunun için sırasıyla üç adımdan geçmemiz gerekiyor: 1. Değişen dünyanın neden okullarımızı yeniden tasarlamamız gerektirdiğini tam olarak anlamak 2. Öğrencilerimizin başarılı olmaları için geliştirmeleri gereken beceri, bilgi ve başarı alışkanlıklarını yeniden tanımlamak 3. Öğrencilerin bu yeterlilikleri geliştirmelerini desteklemek için öğretme ve değerlendirme modellerimizi yeniden tasarlamak Devamını Oku »
Okulu Yeniden Düşünmek
16 Şubat 2024
Düşünsenize 12 yıl boyunca günde 40 dakikadan 7-8 ders ve yılda 180 iş günü olacak şekilde rahatsız bir sandalyede oturmaya katlanabilirseniz diploma alabiliyorsunuz. İlerlemeniz, öğrenmenize değil; yeterince oturmanıza bağlı. Size ilerlemenizi ölçtüğünü söyleyen bazı testler yapılıyor ve sonunda hemen herkes takdir alıyor. Bazı kesimler, tüm öğrencilerin takdir almasını eleştiriyor; ancak o takdir zaten size başarınızdan dolayı verilmiyor ki...Sabırla oturduğunuz için veriliyor ve bu gerçekten takdir edilesi bir şey. Zamana bağlı sistem, bundan 117 yıl önce 1906 yılında kamu eğitimini standartlaştırmak için Carnegie Üniversitesi tarafından geliştirildi. Üniversite, öğrencilerin belirli bir konuyu öğrenmek için ihtiyaç duyduğu dakika sayısını ve lise veya üniversite diploması almak için gereken "kredi saati" sayısını kesin olarak tanımladı. O yıllardan bugüne neredeyse hiç değişmeden bütün dünyada kullanılan bu temel dinamiğe günümüzde Carnegie Vakfı başta olmak üzere okulu dönüştürmek isteyen pek çok sivil toplum kuruluşu meydan okuyor ve oturma süresinden bağımsız olarak yetkinlik temelli bir sisteme geçmenin yollarını arıyor. Devamını Oku »
Sınıfta Düşünmeyi Görünür Kılmak
21 Ocak 2024
Bugün sizlere Kanadalı bir matematik profesörünün hikayesini anlatacağım: Dr.Peter Liljedahl. 2003 yılında bir meslektaşı kendisini matematik dersinde öğrencilerinin problem çözme becerilerine yardım etmesi için davet ediyor. Peter daha önce farklı sınıf seviyelerinde kullandığı bir problemi arkadaşına veriyor: Eğer 6 kedi 6 fareyi 6 dakikada yakalıyorsa, 100 fareyi 50 dakikada yakalamak için kaç tane kedi gerekir? Devamını Oku »
Güneşli Bir Gün Bir eğitimcinin dünyası









