Anasayfa / Eğitim / Sınav Stresinin Kaynağı Bulundu
Sınav Stresinin Kaynağı Bulundu

Sınav Stresinin Kaynağı Bulundu

Çocuklardaki sınav stresinin kaynağı nihayet bulundu. Ya da bendeniz tarafından keşfedildi desem daha doğru olacak galiba. Aslında kaynağın ne olduğunu duyunca çok da şaşırmayacaksınız. Bizler, yani anne babalar. Hıh, bunu yeni mi keşfettin diyeceksininiz. Haklısınız. İnsan yaşamadan tam olarak bir şeylerin adını koyamıyor.

Çocuğunuz agucuk bir bebeyken azıcık şikayet edecek olsanız hemen sizden daha önce çocuk doğurmuş olan bir arkadaşınız sizinle dalga geçer gibi “Bu da bir şey mi koltuğa koyuyorsun koyduğun yerde duruyor, sen yürüsün de gör” der. Yürür, gününüzü görürsünüz ve bunu söyleyen arkadaşınızın haklı olduğuna kanaat getirirsiniz. Sonra çocuğunuz anaokuluna başlar, başka bir arkadaşınız “Şimdi en rahat zamanınız, ödev yok, bir şey yok, bütün gün oyun, sen birinci sınıfa başlasın da gör.” der. Birinci sınıfta, bir harf yazıp yarım saat dolaşan çocuğunuzu masaya mı bağlasam diye düşünürken o sözü söyleyen arkadaşınızı sevgiyle ve iç geçirerek anarsınız. Daha da sonra sizinkinden daha büyük çocuğu olan bir arkadaşınız şöyle der: “İlk üç sınıf ne ki, sınav yok, mınav yok. Sen dördüncü sınıfa başlasın da gör.”

**

İşte biz tam olarak buradayız.  Yani dördüncü sınıfa başladık. Başladık diyorum çünkü ailecek dördüncü sınıfa gidiyoruz biz. Geçen hafta da sınavlarımız başladı. Eşimle ben de bir heyecan bir heyecan. Sormayın gitsin.  Oğlum mu? Oğlum rahat. 

Hemen sınav tarihleri okulun web sayfasından indirildi, ofisimdeki panoya asıldı. Bir süre sınav tarihleriyle bakışıldıktan sonra göz yanılması olmasın diye birinci yazılılar fosforlu kalemle çizildi. Sonra ondan da tatmin olunmayarak hangi dersin sınavının daha önce olduğu ilk bakışta belli olmadığı için  tarih sırasına göre  yeni bir liste yapıldı.

Akşam çocuğum eve geldi ve ben sınav tarihleriyle ilgili sanki bütün gün mesai harcamamış gibi ona sordum:

–        Sınav tarihleriniz belli olmuş değil mi, internette tesadüfen dolaşırken gördüm.

–        Hım….evet. Bugün kağıt dağıttılar ama okulda unuttum.

Burada hemen iç sesiniz devreye girer:

“Bu çocuk rahat mı ne?

Cevap: “Yok canım.”

**

Derken nihayet ilk sınavın tarihi yaklaştı. Çocuğun ödev defterine not yazıldı. Aynen şöyle:

Fen bilgisiyle ilgili her şeyi (ders kitabı, çalışma kitabı, defter) almayı unutma! Notu yazdıktan sonra biraz pişmanlık duyuldu ama iş işten geçmiş oldu.

“Olur ya! Hani unutursa” gibi bahanelerle duygular dizginlendi.

Akşam eve gelince çocuğun elinden çantası adeta kaparcasına alınıp kitapların alınıp alınmadığına bakıldı ve derin bir oh çekildi.

Sonra bütün hafta sonu çeşitli vesilelerle sınav hatırlatıldı. “Sınavın olmasa Altın’la(bizim köpek) yürüyüşe giderdik, ama sınavın var, çalışman lazım.” gibisinden.

Çocuğunuzun size verdiği cevap ise şu: “Ben kendimi sınava hazır hissediyorum, önemli olan bu.”

Eşinizle fısıldaşıldı:

–        Hazır hissediyormuş.

–        Hazır mı hissediyormuş. İyi o zaman. İyi de nasıl hazır hissediyormuş, hepsini tekrar etmiş mi?

–        Şşşşşşşşş duyacak.

Sınavdan dönen çocuk şu şekilde karşılandı:

–        Nasıl geçti?

–        Ne, nasıl geçti?

“Allahım ben sana demiştim. Bak bu çocuk gayesiz” gibi iç sesler zoraki gülümsemelere katık edilip başka konulara geçildi.

**

Derken tam sınavın açıklanacağı gün sevgili oğlumuz hasta olup okula gitmesin mi? Bakın siz şu işe. Sınav açıklanmış, biz bilmiyoruz. Her gün onu kapıdan geçirirken bugün öğretmenine kaç aldığını sor, olur mu oğlum, diye gönderiyoruz. Akşam eve geliyor ki yine öğrenmemiş.

Halbuki öğrense ve iyi almış olsa demek ki yapabiliyor, benim bu kadar heyecanlanmama gerek yok diye bir inanç geliştireceğiz belki. Belki tabi ki.

Geçtiğimiz hafta sonunu da “Matematik yazılısı var!” paniğiyle geçirdikten sonra en sonunda oğlum isyan etti ve:

–        Niye bu kadar önemsiyorsun anlamıyorum, alt tarafı bir sınav. Öldürecekler mi yani beni, dedi.

Bakar mısınız? Benim söylemem gereken şeyi o bana söylüyor. O zaman kafama dank eden şey, bugün de halen kafamda dan dun etmeye devam ediyor. Başlangıçta korku yok, başlangıçta stres de yok. Bütün bunları çocuklarımızın bilinçaltına yükleyenler bizleriz. Yıllarca beyinlerini bu tür korkularla dolduruyoruz sonra çocuğumda sınav kaygısı var diye psikologların, psikiyatristlerin yolunu arşınlıyoruz.

Bunu fark ettiğimden beri kendimi dizginlemeye çalışıyorum. Ne kadar başarılı olurum bilinmez. Üstelik elimde hiçbir somut veri yokken. Biraz veri olsa belki kendimi “Benim çocuğum derste dinlediğiyle yapıyor, çalışmasına gerek yok, ya da benim çocuğum zaten zeki çalışmadan da yapar” diye kandırabilirim.

Neyse sınava yeterince çalışıp çalışmamayı bir tarafa bıraktım. Benim takılı kaldığım konu halen şu: İnsan bari sınav notunu öğrenir. Bi merak eder. Hiç değilse di mi?

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

4 yorum

  1. E peki fen sınavından kaç almış? 🙂

  2. Hala bilmiyoruz, inanır mısın? Meraklı gibi görünmemeye çalışıyoruz artık. 🙂

  3. Hıh! Gayesiz o çocuk ben biliyorum zaten gömleğini de içine sokmuyor cık cık cık..:)

  4. helal olsun tuna…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top