Anasayfa / Eğitim / Öğretmence 5: Öğrencileri Susturmak Mümkün müdür?
Öğretmence 5: Öğrencileri Susturmak Mümkün müdür?

Öğretmence 5: Öğrencileri Susturmak Mümkün müdür?

silence01

Kaçımız elimizdeki kalemi ya da kitabı masaya vururken öğrencilere “Susun!” diye bağırıyoruz? Peki kaçımız bunun etkisinin  ancak bir iki dakika sürdüğünün farkındayız?

Unutmamak gerekir ki öğrencileri susturmak için en son kullanılacak kelime”erden biri “susun!” kelimesidir. Geçtiğimiz yıllarda sınıfı susturma yöntemlerimden etkilenen bir öğrencim, bana  “Susun Demeden Sus Demenin 101 Yolu” adlı bir kitap yazmamı önermişti. O zaman gülerek üstünde durmadığım bu fikir, öğretmence serisini yazmaya başlamamla birlikte yeniden kafamı kurcalamaya başladı. Yalnız bu durumla ilgili en büyük pişmanlığım, son derece sıradışı, öğrencileri önce şaşırtıp, sonra güldüren daha sonra da sessizleştiren bu cümlelerin çoğunu kayıt altına almamış olmam. Bugün yalnızca hatırlayabildiğim kadar kısmını sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Aslında bu konu dün yazdığım yeniden çerçevelemeyle de son derece alakalı.  Önce niyetle başlıyoruz. Öğrencinin susması için niyet ettikten sonra kuracağımız cümlede şu özelliklerin olmasına dikkat ediyoruz: Birincisi, hiçbir şekilde cümlede olumsuzluk eki kullanmıyoruz; çünkü bilinçaltı olumsuz yargıları anlamaz, dolayısıyla “Konuşma” demek aslında “Konuş” anlamına geldiği için öğrenci daha çok konuşmaya başlar.

İkincisi, hep aynı susturma kalıplarını kullanırsanız, bir süre sonra olumsuz kalıp kullanmasanız bile cümleniz, öğrenciler üzerindeki etkisini  kaybeder. İşin sırrı onları daima şaşırtmakta yatar. Örneğin aniden playback yapmaya başlamak, şaşırtıcı ve bir o kadar da eğlenceli bir yöntemdir. Şöyle ki: Tahtadasınız önemli bir dilbilgisi kuralı anlatıyorsunuz ama sınıf yeterince sessiz değil, sürekli bir uğultu var – ki ben buna aspritör etkisi diyorum- o zaman yine ağzınızı anlatıyormuş gibi hareket ettirin ama ağzınızdan ses çıkmasın. Çocuklar birden bir tuhaflık olduğunun farkına varırlar ve sizi acaba kendisinin mi duymadığını yoksa arkadaşlarının da duyup duymadığını anlamak için susar.  Uçak irtifa kaybettiğinde kulaklarda oluşan hisse benzer bu his,  öğrencilerin farkındalıklarını artırır.

Aspritör etkisi demişken, bunu eminim bütün öğretmenler hemen her gün deneyimlemektedir. Hani mutfakta yemek pişirirken aspritörü açarsın, bir yandan da televizyon açıktır ve yemek sofrasında aile bireyleri sohbet ediyordur ya.  Başın şişer ama başının neden şiştiğini anlayamazsın. Sonra birden aspritörü kapatmak aklına gelir, öyle bir sessizlik oluşur ki demek ki kafam bundan şişmiş, oh be dersin. Öğrenciler de hem öğretmenlerinde hem de birbirlerinin üzerinde bu etkiyi istemeden de olsa yaratırlar. Bir  sorunu çözmenin en önemli adımı nedir sizce? Elbette ki farkına varmak. Bunu  için sınıfta kullandığım çapa “Aspritör etkisi” kalıbıdır.  Bunu söylediğiniz an herkes  aspritörünü kapatır ve hep birlikte “oh be” dersiniz.

Tam tersini söylemek de çok sık tekrar etmemek koşuluyla etkili yöntemlerden biridir. Örneğin, sınıf çok gürültülü ve kendi sesinizi bile duyamıyorsunuz. Çocuklara  şöyle dersiniz: “Hadi hepimiz hep bir ağızdan konuşalım!” Sürekli “konuşma” komutuna alışkın olan öğrencilerde böyle bir cümle kısa devre etkisi yaratır ve konuşmayı bırakıp susmayı tercih ederler. Ancak dediğim gibi hiçbir kalıp sıklıkla yinelenmemek kaydıyla.

En etkili ve bütün öğretmenlerin de çok kullandığı yöntemlerden biri de “Artistik bakıştır.” Bu,  bütün öğretmenlerin doğal yeteneklerinden biridir. Özellikle tek bir kişi ısrarla konuşmaya devam ediyorsa, onun yanındaki öğrenciye, – bakın çok dikkat edin konuşana değil – artistik bir bakış atılır, o çocuk otomatikman diğerinin karnına bir dirsek atar. Temiz iştir. Hiç elinizi kirletmezsiniz. 🙂

Bazen de bir öğrenci o gürültülü sınıfta parmak kaldırarak öğretmene bir soru sorar. Öğretmendeki otomotik tepki aynen şudur: “Susarsanız anlatıcaaaaaaaaaam.”  Halbuki böyle bir cümle kurmaya gerek yoktur,  tek yapmanız gereken sabırla susmak ve beklemektir. Bir süre sonra “hışşt, pışşt, susssssss…” gibi ünlemlerle sınıf kendi kendini etkisizleştirir. Bu yöntem, “konuşmaya devam ettiğin sürece cevabı öğrenemeyeceksin” mesajını, kronik faranjitini  azdırmadan karşı tarafa iletmeni sağlar.

Altın kural ise öğrencilerin ilgisini çekmektir. İlgilerini çekmeyi başarabildiğinizde zaten yukarıdaki yöntemlerin hiçbirini uygulamanıza gerek kalmaz. Öğrencinin ilgisini nasıl çekeriz  ve ders sonuna kadar nasıl ayakta tutarız sorusunun cevabı bir sonraki yazımda.

Aysun Yağcı

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

10 yorum

  1. hocam bana ilk öğrettiğiniz şeydi bu: “sus, otur, yapma!” demenin anlamsızlığını anlatmış ve göstermiştiniz bana. gürültüyü yönlendirmek önemliymiş, bunu ilk derse girdiğim günden beri deneyimliyorum. dersle ilgili her türlü gürültüye varım! gürültü olmadığı zaman işlediğim dersten şüphe ediyorum, hiçbir zevk alamıyorum. anlatamıyor muyum acaba diye düşünmeye başlıyorum 🙂 çocuklar ilk derse geldiklerinde “Hadi gürültü yapalım!” dediğimde çok şaşırmışlardı 🙂 tabii onlar, benim güzel çocuklarım, yıl boyu başlarına geleceklerden habersizlerdi 😀 demem o ki, gürültüsüz çocuk olmaz. huzur en gürültülü patırtılı anlardan sonra gelir insanın hayatına. sınıf içi huzur da öyle. “sus, otur, yapma, kes!..” kendi iç sesimizi susturamazken öğrencilerin safça dışa vurdukları iç seslerini neden bastıralım ki!.. mühim olan, gürültüyü yönlendirmek. işe yarar hale gelen gürültü… öğrenmeyi sağlayan bir gürültü sağlamak da öğretmenin görevi. ondan sonra susması gereken yerlerde öğrenci kendiliğinden susuyor zaten. ders işkence haline gelmediği sürece, Türkçenin dansına kendiliğinden ayak uyduruyor öğrenci.

  2. GÜRSEL GÜDÜCÜ

    Sevgili Aysun mehaba!
    Çoktandır yapmam gereken ama bir türlü planlayamadığım siteni açma işini şimdi yaptığım için çok mutluyum. Çünkü şu anda kendimi okadar iyi hissediyorum ki! Sanki sen karşımdasın, güzel mimiklerini görüyor ve kalbinin sıcaklığını hissediyorum. İçim kıpır kıpır, heyecanım ve enerjim artı.
    Seni tanıdığım için ve kendimi ifade etme fırsatı bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Seninle oduğum zamanlarda hep duygularımı ve düşüncelerimi içimden geldiği gibi ifade etme cesaretim olmuştur. Ve hep anlaşıldığımı hissetmişimdir. Yine şu andaki duygularımı paylaşabildiğim gibi!
    Ben de, kendini iyi hissettirdiğin, yazılarını dört gözle bekleyen birisi olduğumu bildirerek o samimi hislerini ve düşüncelerini paylaşma cesareti vermek istiyorum.
    İyi ki varsın, teşekkür ederim! Kocaman öpüyorum!

    • Gürsel öğretmenim bu güzel yorumunuzu okuyunca ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Sanırım insanların birbirlerine karşı hissettikleri duygular karşılıklı olunca böyle büyük bir coşku hissediyor.Her zaman hayata bakışınışla, duruşunuzla hayranlıkla karışık bir saygı ve sevgi duyduğum insanlardan biri oldunuz. Bu nedenle sizin fikirleriniz benim için çok önemli. Bu sene fazla görüşemesek de dostluğunuz hep benimle.

      Siz de iyi ki varsınız. Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ediyor, sizi sevgiyle kucaklıyorum.

  3. muhammed yıldırım

    Sevgili öğretmenim, yazılarınızı hevesle ve hetecnla bir çırpıda okuyorum ve bunu yaparken de müthiş keyif alıyorum. Çünkü yaşadığımızı örnekleri çok güzel bir şekilde ifade ediyorsunuz. Bu nedenle de teşşür etmek istiyorum. Öğrencilerimi susturmak(Doğru kelime mi? tartışılabilir) ya da yapılacak etkinliğe veya çalışmaya hazır hale getirmek(bence bu daha doğru olanı) adına yaptığım nacizane bir örneği paylaşmak istedim. Şu an 3. sınıfta bulunan öğrencilerimle birlikeyim. Bundan iki yıl evvel öğrencilerim 1. sınıftayken uygulamay başladığımız bir çalışmanın sınıf ritüeli olduğuna ve gerçekten işe yaradığına şahitlik ettim. Neydi bu uygulama? Şayet sınıfımızda yapacağımız çalışma sessizliği gerektiriyorsa benim tarafımdan başlatılıyor ve ya sınıftaki gürültü seviyesinden rahatsız olan bir öğrencim varsa onun tarafından başlatılıyordu. Yaptığımız uygulama şu idi, sessizliği başlatmak isteyen kişi sağ elini parmakları açık bir şekilde havay kaldırıyor ve elini kaldıran kişiyi görenler onun bu gürültü ortamından rahatsız olduğunu düşünüp ellerini kaldırmaya başlıyorlar. Bu uygulama ilk başlarda bir oyun gibi algılansada zamanla sınıfta çokişe yarayan bir uygulamaya dönüştü. Şu an 3. sınıfız ve sınıfı susturmak(?) sadece bir kişinin el kaldırmasıyla yaklaşık 20 saniyede tamamlanıyor. 1.sınıftaki mevcudumuzun 78 kişi, şimdi ise 60 kişiolduğu bilgisini de belirtmeden geçemeyeceğim.
    sevgilerimle

    • Merhaba öğretmenim güzel ve içten yorumlarınız için çok teşekkür ederim. “Öğrencileri susturmak” kavramına ben de karşıyım sizin gibi. Dersi ilgi çekici kıldığınızda ve derse hazırlıklı girdiğinizde böyle bir şeye zaten ihtiyaç kalmıyor. Bir de susturulmuş ve sindirilmiş öğrencilerin ne kadar yaratıcı olmasını beklersiniz ki… Kuralları baştan koymak ve kendilerini özgürce ifade edebilecekleri ortamı yaratmak biz öğretmenlerin başlıca görevi. Sizin yönteminiz de çok hoşuma gitti. Benim sınıflarımda da çoğu zaman ben hiçbir şey söylemeden öğrenciler birbirlerini uyarırlar. Bu otokontrolü sağlamak çok önemli. Bir şeyleri kaçırmak istemeyen bir kitle yaratmak sanırım işin sırrı bu.
      Tecrübenizi bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Lütfen bize yazmaya devam edin. Bu bloğu açarken amacım da buydu zaten. Öğretmenlerin kendi keşfettikleri ve etkili olan yöntemleri bu konularda sıkıntı yaşayan arkadaşlarımızla paylaşmak.
      Sevgilerimle

  4. öğretmenim yazınızı bir tesadüf okudum .emekli öğretmenim.yalın anlatımınız mükemmel.

  5. öğretmen sus yapma der ama çocuklar dinlemezki.

  6. Merhaba ücretli öğretmenlik yapıyorum yeni başladım eğitim hakkında bir çok kitap yazı okudum ama inanın bu ergenlik çağındaki öğrencilerin bir kısmını susturamıyorum iyi davrandım olmadı. Korkuttum olmadı sizin. Yazdığınız teknikleride denedim olmuyor bence aileden alınan eğitim çok onemli

  7. Sınıfa girdiniz ve 30 kişi aynı anda konuşuyor ne yapardınız?

  8. Bu yöntemlerin hiçbiri sökmüyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top