Anasayfa / Genel / İfrit Oluyorum
İfrit Oluyorum

İfrit Oluyorum

İnsanlar eylemlerin değil, sözcüklerin güç sahibi olduğu bir dünyada yaşıyorlar; nihai yetenek dile hakim olmak. Korkunç bir şey bu!” Muriel Barbery “Kirpinin Zerafeti”

Bu sefer neye ifrit oldun diyeceksiniz? Şöyle ki: İnsan ilk kez karşılaştığı bir duruma ifrit olmaz. Olayın ifritlik mertebesine yükselebilmesi için defalarca ve defalarca tekrarlanması gerekir. Bu da onlardan biri. Artık yazmasam olmayacaktı. Burama kadar geldi derler ya. Hah!İşte tam da öyle.

Normalde yuvarlak laflarla konuşmayı pek sevmem ne söyleyeceksem direkt söylerim; ama bu sefer yazıma bazı insanlar diye başlamak zorundayım. Yarası olan gocunsun misali.

Bazı insanların tek meziyetleri çeneleridir. Kısaca “laf ebesi” olarak nitelendirilebilecek bu insanlar her durumdan kolayca sıyrılırlar. Nasıl mı?

Çok basit. Suçlarını itiraf ederek. Siz daha ağzınızı açmaya fırsat bulamadan karşıdaki “Af edersin benimki de eşeklik.” dediğinde siz “Yok canım estağfurullah” modunda bakakalırsınız.

“Bu konuda itiraf ediyorum çok büyük bir aptallık ettim.” bunun diğer versiyonudur ki içinden “Evet çok aptalsın!” diye bağırmak gelirken sadece yutkunursun.

Karşı taraf daha sinirlenmeye fırsat bulamadan gerçekleştirilen bu taktik, nedense hep tutar. Her seferinde bunun yeniyor olması ise  kibarlık ve terbiyenin el vermemesi olarak açıklanabilirken saflık olarak  da açıklanabilir.

Öğretmenlerin ve özellikle öğrenci koçlarının öğrencilere düşünmeye sevk ederken yönelttiği sorular vardır ya: “Şöyle şöyle olsaydı ne olurdu?” ya da “Olduğunu farz et.” nevinden.

Bugün bana birisi gelip dese ki “Bu insanların yüzüne gerçeği söyleyebilseydin ne olurdu?”  Hani Jim Carrey’nin bir filmi vardı. Filmin kahramanı avukat ve çocuğunun dileği, daha doğrusu bedduası üzerine ne yapsa  etse yalan söyleyemiyordu.

Ben de böyle bir günümde olsam ve “Yok canım…önemli değil” dediğim kişilere gerçeği söyleyebilsem ne güzel olurdu.

Bir de bu laf ebeleri, vakti zamanında ön yargılı yaklaştıkları insanlara karşı – şartlar değiştiğinden ve biraz da o insana muhtaç olduklarından – kendilerini şirin göstermek için “İtiraf etmek gerekirse sizi çok yanlış tanımışım. Siz aslında çok iyi bir insanmışsınız.”diyerek kendilerini mazur göstermeye çalışırlar.

Bunlara da kanmamak gerekir elbette. Peki o zaman neden kanıyoruz? Ya da kanmış gibi yapıyoruz?

İnanın “-mış gibi yapmak” sahiden kanmaktan daha çok zorluyor insanı. Hele bir de rol yapmayı ve maskelerle dolaşmayı sevmiyorsanız maskelerin olmadığı bir hayatı tercih ediyorsunuz.

Maskeniz kendiniz olacak kadar geç kalmışsanız geçmiş olsun diyelim. Zaten benim esas sözüm de bu kişilere hala kananlara.

 Aysun Yağcı

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top