Anasayfa / Eğitim / Hayat İçinde Bulunduğumuz Andır
Hayat İçinde Bulunduğumuz Andır

Hayat İçinde Bulunduğumuz Andır

Her sene 8. sınıftan mezun olan öğrencilerimizle andaç çıkarıyoruz. Her ne kadar bu andaçları öğrencilerin sorumluluk alarak baştan sona kendilerinin hazırlanması bekleniyorsa da hemen hemen aynı tarihlerde kendimi andaç yazılarıyla cebelleşirken buluyorum.

Bu geleneğin, facebook tarzı programlarla tarihe karışmasına az bir zaman kaldığını düşündüğümüz şu günlerde, kütüphanemizde her daim duracak bir kitabın hayalini kurmaktan kendimizi alamıyor ve son bir gayretle işe koyuluyoruz.

Bir kere andaç yazılarında çok az öğrenci gerçekten arkadaşını diğerlerinden ayıran özellikleri gözlemleyip dile getirmeyi başarabiliyor. Kimi zaman farkı yakalayamadıklarından, kimi zaman bu farklılığı yansıtacak doğru kelimeleri bulamadıklarından üstlerinden bir yükü atmak istercesine klişe laflara sarılıyorlar.

“Aslında özünde iyi bir insansın” diyerek iltifat ettiğini düşünenlerden tutun da “Biraz daha çalışırsan hayatta iyi bir yerlere gelebilirsin” diyerek çok  bilmiş bir şekilde arkadaşlarına öğüt verenlere kadar andaçlarda neler yok ki …Andacı anne babaların da okuyacağını unutarak arkadaşının foyalarını büyük bir saflıkla ortaya dökenler mi ararsınız, yazacak bir şey bulamayıp fiziksel betimleme yapanlar mı?

-“Kısa boylu ve zayıfsın.”

– Sahiden mi?

Bir de kaş yapayım derken göz çıkaranlar var:

“Kalbin de bedenin kadar iri.” Yüce gönüllü demeye çalışıyor olsa gerek.

Kimisi de son derece açık sözlü:

“Seninle fazla bir muhabbettimiz olmadı bu nedenle şimdi yazacak bir şey bulamıyorum. Her neyse kendine iyi bak!”

Bir de Allah muhafaza o sınıfa sonradan gelmiş bir öğrenci varsa onun için yazılanların ilk cümlesi istisnasız şöyle başlıyor:

“Aramıza sonradan katılmana rağmen çabuk ısındın.”

Herkes bu cümleyi sadece kendinin kurduğunu düşünüyor; ama 20 kişi birden aynı cümleyi yazınca o öğrencinin sayfasını okuduktan sonra şöyle diyorsunuz:

“Anladık, sonradan katılmış.”

Halbuki sonradan demelerinin üstünden nereden baksanız üç dört yıl geçmiş; ama o öğrenci sonradan katılma yaftasından asla kurtulamıyor. Düşünsenize seneler sonra bir arkadaşınızla karşılaşıyorsunuz, arkadaşınız sizi hatırlayıp hatırlamamakta ufak bir tereddüt yaşıyor, siz de kendinizi hatırlatıyorsunuz:

– Hani ben aranıza sonradan katılmıştım; ama çabuk ısınmıştım.

– Ha, tamam!

Arakçıları da unutmamak gerekiyor.  Bu öğrenciler internetteki güzel sözler bölümüne girip yazılarının aralarına bolca bu sözlerden serpiştiriyorlar:

“Dost, deniz kenarındaki taşlara benzer. Önce tek tek toplarsın sonra birer birer denize atarsın ancak bazılarına kıyamazsın. İşte sen o kıyamadıklarımdansın. “

İtirafçıları da unutmamak gerekiyor:

“Ne yalan söyleyeyim başta sana gıcık olmuştum. Ama sonradan…”

Ve bu seneki fovorim ise, Atıl’ın Berk’e yaptığı benzetme:

“ Arkadaşlığımız yemekhanede öğrencilere verilen yemeklerin atıklarını çöpe atmak gibi yok olup gitmeyecek.”

Kırk yıl düşünseniz aklınıza gelmez öyle değil mi?

Aslında bütün bunlar bir yana benim esas taktığım şey, ne olursa olsun her yazının sonuna istisnasız yerleştirilen iki kelime: “Hayatta başarılar…”

Sanki bizi bekleyen bu hayatın ötesinde başka bir hayat varmış gibi. Sınavda başarılar der gibi. Bunca yıldan ve paylaşımdan sonra öylesine söylenivermiş iki sözcük.

Bu gençler için başarılı olacakları hayat ne zaman başlayacak dersiniz?  SBS ya da ÖSS sınavını kazandıklarında mı, meslek sahibi olup işe girdiklerinde mi, evlenip çocuk sahibi olduklarında mı?

Yoksa hayatın onlara sunduğu seçeneklerin de mi dört şıkkı var?

Ahmet, arkadaşına andaç yazısı yazmak istemekte ama aklına hiçbir şey gelmemektedir. Ahmet’in sekiz yıldır arkadaşıyla aynı sınıfta okuduğu düşünülürse aşağıdakilerden hangisi, Ahmet’in kurduğu cümlelerden biri olamaz?

A) Hayatta başarılar!

B) Seninle iyi kötü pek çok anımız oldu.

C) İleride iyi bir meslek sahibi olacağına inanıyorum.

D) Hayat, içinde bulunduğumuz andır.

Hayat, içinde bulunduğumuz andır sevgili çocuklar. Tanpınar’ın deyişiyle yekpare, geniş bir an. O yüzden size hayatta başarılar dilemeyeceğim. Size, her anınızı dolu dolu yaşayacak ve yaşadığınızı duyumsayacak bir yürek dileyeceğim. Sevmeyi bilen, cesur bir yürek…

Yolunuz açık olsun.

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

Bir yorum

  1. Tebrikler… Yeni bir Aysun YAĞCI başarı klasiği. Başka ne denir ki!

Özge için cevap yaz. Çık

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top