Anasayfa / Genel / Farkındayım, Farkındasın, Farkında
Farkındayım, Farkındasın, Farkında

Farkındayım, Farkındasın, Farkında

Kendimizle ilgili nelerin farkındayız, hiç düşündünüz mü? Kişinin en rahat kandırabildiği kişi yine kendisiyken, dönüp içimize baktığımızda kendimizle yüzleşecek gücü bulabiliyor muyuz? Çoğu zaman hayır. Ego oyunları devreye giriyor çünkü. Kendimiz dışındakileri suçlamak kolayımıza geliyor. Birisi bize bir eleştiride bulunduğunda o kişinin eleştirisini objektif bir şekilde değerlendirmek yerine karşı saldırıya geçiyoruz.

Birisi bize neden böyle davrandığımızı sorduğunda, neden öyle davrandığımızı düşünmek yerine; ama sen de bana böyle davranıyorsun diyoruz. Karşı tarafın bize sorduğu sorunun cevabını vermediğimiz gibi, karşı saldırıya geçerek işi daha da çetrefilleştiriyoruz. Üstelik kendimizde bir şeylerin farkına varmak fırsatını geri tepiyoruz. Oysaki farkına varsak, kendimizde bir şeyleri düzeltmek için ilk adımı atmış olacağız.

Geçen hafta Psikolog Ceyla Taner  Zeyrek’ten çok değerli bir eğitimi aldım: “Farkındalık Eğitimi”  Farkında olmak için yapmamız gereken en önemli ilk şey, içe bakış yapabilmek. İçe bakış yapabilmek için en önemli şey ise biraz yavaşlamak sanırım. Gerçek anlamda yavaşlamak; çünkü biz yavaşladığımızı düşünsek bile kelimelerimiz bizi ele veriyor.  Dikkat ediyorum,  ne zaman birbirine hatır soran iki insan görsem şu diyalog istisnasız gerçekleşiyor:

– Ne haber, nasıl gidiyor?

– Ne olsun, koşturuyoruz işte!

Koşuyoruz, ama nereye koşuyoruz?  Bu koşu kendimizden bir kaçış aslında. Hayattaki koşturmalarımız, kendimizden kaçış planımız. Bu kaçış planını  ise bilinçaltımız organize ediyor.

Kaçıyoruz, çünkü  es kaza içimizde gördüğümüz bir şeyden hoşnut olmuyoruz.  Sokakta yürürken konuşmak istemediğiniz bir insanı görmezden gelmek gibi tıpkı. Ama hayat, bizi sobeliyor hiç istemesek de. İşte o zaman o gördüğün ben değildim, diye inkar edebiliyor muyuz? Elbette hayır. Yüzleşmemiz gerekiyor kendimizle.

Ceyla Hanım’ın eğitimindeki altın kural şuydu:  Sizi rahatsız eden her şey sizinle ilgili.

Dün facebookta bir öğrenci durumuna şöyle yazmış: Neden bütün hocalar bana takmış durumda?

Bunu yazıyor çünkü bu yalanı onaylayacak yandaşlar arıyor kendine. Suçluyor; çünkü dönüp kendi içine bakacak cesareti yok. Ben böyle yazıyorum diye benim fazla cesaretim olduğunu sanmayın. Gerçekten de içe bakabilmek ve ben nerede hata yaptım diye kendine sorabilmek çok zor bir şey, üstelik bunu bir başka ego oyununa kendimizi kaptırmadan yani ideal durum yaratmadan yapabilmek daha da zor.

Dün  öyle entrasan bir şekilde bir iletişimsizlik silsilesinin ortasında buldum ki kendimi, eskiden olsa, karşı tarafı suçlayarak ve bir genellemede bulunarak çok rahat işin içinden sıyrılabilirdim; ama öyle olmadı. Buradan almam gereken dersler nedir, diye sordum kendime. Kendimde temizlenmesi gereken pek çok negatif duygu yakaladım. Ama ilk defa olarak yaşadığım olumsuzlukların yüzüne gülümserken buldum kendimi. İlk defa,  olumsuz bir durumu kendimi düzeltmek için büyük bir fırsat olarak algıladım. Bu olağanüstü bir keşifti benim için.

Bunu anlamamı sağladığı için başta sevgili  Ceyla Hanım’a ve bizleri Ceyla Hanım’la buluşturan Betül Hanım’a en derin teşekkürlerimi sunuyorum.

Farkına varmak çözmek için ilk adım ama farkına varmakla yetinmiyoruz elbette. Ceyla Hanım, farkına vardıktan sonra yapabileceklerimiz konusunda öyle yararlı ve uygulaması son derece kolay teknikleri, bilimsel altyapısıyla o kadar başarılı bir şekilde aktarıyor ki bu eğitimde, günün bitiminde “Şimdiye kadar kendime yaptığım en iyi yatırımlardan biriydi.” diyorsunuz. Ben öyle dedim ve muhtemelen demeye de devam edeceğim. Teknikler konusunda meraklandığınızı biliyorum. Merak etmeyin çünkü siz hazır olduğunuzda onları bir şekilde öğreneceksiniz. 🙂

Artık biliyorum ki ben düzelirsem etrafımdaki herkes de benimle birlikte düzelecek. Benim gerçekten çok işim var, çookk.

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

3 yorum

  1. Farkındalıklarımız arttığında seçeneklerinde ne denli çok olduğunu görmek bambaşka bi dünyanın kapılarını açıyor bize.. Ve sadece tek bir kapı açıldığında diğerleri tek tek açılıveriyor ardarda… Yolumuz uzun olsa da amacımız kutsal: İnsan “OL”mak….. Yüreğinize sağlık Aysun Öğretmenim…. Sevgiyle.

  2. Yazinizi çok begendim. Beni bu egitime mail adresimden davet etmisler, bu sayede sizin yaziniza ulastim. Face de yayinladim fakat yayin hakki yok oldu. Sizin yaziniza sahip çikmak degil amaç sizin sitenizi yayinlamak. Tam olarak nedenini anlamadim, fakat sizi tanidigima menunum. Iyi gunler Aysun hanim.

    • Nurcan Hanım, çok teşekkür ederim. Face de neden paylaşılamadığını ben de çözemedim, yoksa paylaşmanızın benim için hiçbir sakıncası yok, aksine memnun olurum. Umarım yazım, sizi bu eğitime katılmak yönünde yüreklendirmiştir. Sevgilerimle…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top