Anasayfa / Eğitim / Eğitimde Yapay Zeka
Eğitimde Yapay Zeka

Eğitimde Yapay Zeka

Eşimin üzerinde çalıştığı proje yüzünden – sayesinde mi demeliyim – son üç aydır evde yapay zeka konusu gündemden düşmüyor. Neyse ki Keywordsready.com projesi bugünlerde sonlanmak üzere. Projenin amacı; yapay zeka kullanarak bir fotoğrafta yer alan nesneleri, fotoğrafın nerede çekildiği, fotoğraftaki kişilerin yaşlarının ve cinsiyetlerinin neler olabileceği gibi bilgileri kullanıcıya sağlamak. Bir insan için çok kolay olan bu işlem bir bilgisayar için hala çok zor. Uygulamanın kullanım alanı fotoğraflara anahtar kelime veya hashtag bulmak. Yapay görme adını verdiğimiz bu teknoloji, aynı zamanda Google’un sürücüsüz araçlarında veya yüz tanıma özellikli güvenlik sistemlerinde kullanılıyor.

Hal böyle olunca bir eğitimci olarak eğitimde yapay zeka uygulamaları üzerine araştırma yapmam gerektiğine karar verdim. Bir şeylerin gerisinde kalmaya başladığımı hissetmem, hiç de teknolojik bir insan olmadığım yönündeki ön kabulüme baskın gelince doğal olarak daha fazla direnç göstermenin bir anlamı kalmadı.

Hepimizin şu anda elimizde var olanlar üzerinden kurguladığımız bir gelecek hayalimiz var. 1900 yılında Fransa’da yapılan bir projede Fransız ressamlardan da 100 yıl sonrasında nasıl bir hayat sürüleceği ile ilgili tahminlerini resmetmelerini istemişler. Ortaya birbirinden enteresan resimler çıkmış: Balina gücüyle çalışan otobüs, mayın gücüyle çalışan uçak, kadınlar için otomatik güzellik aletleri…vb.

Eğitim için çizilen resim ise başlıkta. Kitapları beyne kodlayan makine.

Makinenin kol gücüyle çalışması bir yana, madem tüm kitapları beynimize kodlayabiliyoruz, o zaman niye o tahta sıralarda oturuyoruz diye sorabiliriz kendimize.

Yıl 2017 halâ oturuyoruz.

Ben de bilgisayarların henüz evlerimize girmediği 80’li yıllarda, muhtemelen uzay gemisi filminden esinlenerek, sınav esnasında gözlerimin önünde kimsenin görmediği bir ekranın açıldığını ve orada tüm soruların cevaplarının yazdığını hayal ederdim.

Liseye geldiğimde televizyonlu eğitim modaydı. Bahçelievler Cumhuriyet Lisesi, tahtanın hemen sağında ve iyice yukarıda bir kilitli dolap, içinde tüplü televizyon… Dışında demir bir kilit… Anahtarı da muhtemelen müdürün odasında… Dokunulması külliyen yasak… Evet, sınıfımız televizyonluydu, eğitim ise tartışılır… Neyse ki televizyonun modeli eskimeden ben mezun oldum.

Sonrasında olup bitenlerin akıl almaz hızına zaten vakıfsınız.

Gelin şimdi yapay zeka teknolojilerinin eğitimde neleri değiştirebileceğini birlikte hayal edelim:

Görüntü tanıma teknolojisi, öğrencilerin teneffüslerde en çok kiminle vakit geçirdiklerini, yakın arkadaşlarının kim olduğunu, yalnızlıktan hoşlanıp hoşlanmadıklarını analiz etse ve bu bilgileri sınıf ve rehber öğretmenlerle paylaşsa… Bir nevi sosyometri…

Ya da dersliklerde kullanılacak ses tanıma teknolojileri, öğrencilerin sesinden o gün endişeli mi, mutlu mu, mutsuz mu olduklarını anlayabilse veya öğrencilerin derse katılım oranlarını şak diye çıkarıp verebilse…Bunu diğer derslerle, hatta başka sınıflarla karşılaştırıp katılım oranlarının ayrıntılı bir dökümünü yapabilse…

Hatta bu teknoloji,  İngilizce sınıfında öğrencilerin kullandıkları kelimelerin dökümünü yapabilse ve sene başından itibaren gelişen kelime hazinelerini belirleyebilse…

Yapsa, etse dediğime bakmayın. Yapay zeka teknolojilerinin bunu gerçekleştirmesine ramak kalmış durumda.

Yoksa robotlar biz öğretmenlerin yerini mi alacak?

Korkmayın, Third Space Learning’in kurucusu Tom Hooper diyor ki: “Yapay zeka, öğretmenlerin yerini almayacak, daha iyi eğitimciler olmaları adına onlara destek olacak ve yol gösterecek.”

Third Space, işe 2012 yılında, öğrencileri dünyanın herhangi bir yerinden öğretmenlerle buluşturup internet üzerinden bire bir matematik dersi hizmeti sağlayarak başlamış. Firma kurulduğu günden bu yana, İngiltere’deki yaklaşık üç yüz elli okulu ve matematik derslerinde sorun yaşayan altı bin öğrenciyi Third Space’e kaydettirmiş. Buraya kadar bir şey yok. Asıl büyüleyici olan sundukları bütün dersleri -yani her hafta binlerce saatten oluşan eğitim seanslarını- kayıt altına alarak insan ilişkileri üzerine çok büyük bir veri kaynağı elde etmeleri.

Bu projenin asıl amacı, çevrim içi eğitim veren öğretmenlere gerçek zamanlı geri bildirim sağlayarak onların daha iyi eğitimciler haline getirmek.

Diyelim ki bir öğrenci matematiğin temel prensiplerinden birini yanlış anladı veya öğretmen yanlışlıkla dersteki bir konuyu atladı. Yapay zeka, çocuğun eğitimindeki gelecek adımlarda bu problemler daha büyük sıkıntılar haline gelmeden öğretmeni uyarabilecek.

Hooper, sınıf içinde ve dışında bütün öğretmenlerin, kendisini milyonlarca farklı ders kaydından öğrendikleri ile eğitmiş bir yapay zekanın rehberliğinde olacağı bir dünya hayal ediyor.

Yine 2012 yılında yapılan bağımsız bir üniversite araştırması gösteriyor ki ücretsiz olarak sunulan Duolingo uygulaması ile İspanyolca öğrenmek adına yapılacak 34 saatlik bir çalışma, üniversitede bir yarıyıl boyunca İspanyolca eğitimi almaya tekabül ediyor.

Araştırma yaparken o kadar sıra dışı örneklerle karşılaştım ki… Sanırım kendimizi eğitimde yeni bir devrime hazırlamaktan başka şansımız yok.

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Scroll To Top