Anasayfa / Eğitim / Dershaneden Özel Okula Geçmek İsteyen Öğretmenlere Öneriler
Dershaneden Özel Okula Geçmek İsteyen Öğretmenlere Öneriler

Dershaneden Özel Okula Geçmek İsteyen Öğretmenlere Öneriler

Özel okullara yapılan öğretmen başvurularının çoğunluğunu uzun zamandır dershanelerde çalışan öğretmenler oluşturmakta. Son yıllarda bu oran malum politikalar nedeniyle hissedilir oranda arttı.  Dershane öğretmenleri, eğitim politikalarında hemen her yıl yapılan değişiklikler ve dershanelerin kapanma tehlikesinden bağımsız bir şekilde de aşağıda sayacağımız başka sebeplerden dolayı özel okullara geçmeyi istemekteler.

Bunlardan en önemlisi, ortak mallar hiyerarşisi. Yani artık sektörün bu kadar çok dershaneyi kaldırmaması, artan rekabet, rekabetin fiyatlara yansıması, düşük fiyatların düşük öğretmen ücretlerini beraberinde getirmesi, hatta bazı dershanelerin öğretmenlerin ücretlerini ödeyememesi, gecikmeli ödemesi…vb. Çalışma şartları, hafta sonu mesai yapmak zorunda olmak, herkesin işe gittiği pazartesi günleri anlamsız bir şekilde tatil yapmaya mecbur olmak ve sevdiklerinle bir araya gelememek…Kişi özelinde ise en çok duyduğum; yalnızca öğretim odaklı olmaktan bıkmak ve öğrencilere eğitim adına da bir şeyler vermeyi arzulamak.

Hangi sebep olursa olsun özel okul ile dershane arasında çok önemli bazı farklar var. Meslek hayatının ilk sekiz yılını dershanede geçirerek dershaneden özel okula geçmiş bir öğretmen  ve dahi özel okulda öğretmen alımlarında aktif rol oynayan biri olarak dershaneden özel okula geçmek isteyen meslektaşlarımızla deneyimlerimi paylaşmak istedim.

Şimdi gelelim konunun avantajlı ve dezavantajlı taraflarına:

  • Dershane öğretmenleri, velilerinin akademik beklentisinin yüksek olduğu, sınav başarısının önemsendiği okullarda daha başarılı olurlar. Bir kere dershane öğretmenlerinin yıllar içerisinde görmedikleri soru tipi neredeyse kalmaz, dolayısıyla okulda özellikle potansiyeli olan çocukların sorularını cevaplamakta gerçekten iyilerdir. İyi öğrencilerin yeni gelen öğretmenleri birkaç soru sorarak denemek gibi bir huyları da olduğundan dershane öğretmenlerinin bu sınavı atlatması, yeni mezun ya da belirli bir süre devlette ücretli öğretmenlik yaparak özel okula geçmiş öğretmenlere göre daha kolaydır.
  • Dershane öğretmenleri yüksek çalışma temposuna alışkındırlar ve günde 12 saat derse girebilirler. Haftada 50 – 60 saat derse girerler ve bana mısın demezler. Bu nedenle özel okula geçip de haftada en fazla 24 saat derse gireceklerini duyduklarında kendilerine kalan vakitte çok şey yapabileceklerini hayal ederek içten içe sevinirler;  ama durum hiç de düşünüldüğü gibi olmaz ve çoğu zaman eve iş götürmek durumunda kalırlar: Her ders için ayrı ayrı ders tasarımı yapmak,  özgün hafta sonları ödevi ve çalışma kağıtları hazırlamak,  yazılı sorusu hazırlamak, yazılıları okumak, ödevleri kontrol etmek, kulüp açmak ve kulüp faaliyetlerini belirli bir plan dahilinde yürütmek, nöbet tutmak, ulusal ve uluslar arası projelerde görev almak,  ünite gezilerini planlamak, sınıf öğretmenliği ve akademik koçluk yapmak,  derste kullanılacak olan materyalleri hazırlamak, okul çıkışlarında etüt; hafta sonlarında kurs vermek, öğle tatillerinde teke tek öğrenci çalıştırmak, düzenli olarak veli görüşmeleri yapmak…hemen akla gelebilecek işlerdendir.
  • Dershanede tek odak noktası sınav olduğu ve sınavda çıkacak soruların kazanımları çok net çizgilerle belirlendiği için anlatılan konuda tam anlamıyla ustalaşma durumu söz konusudur. Öğretmen aynı konuyu yüzlerce kez anlattığından konunun ayrıntılarını iyice özümser. Konuyla ilgili öğrencilerin hangi noktalarda kafalarının karışabileceğini adı gibi bilir. Bu nedenle dershane öğretmenleri not tuttururken notları “dikkat” ya da “uyarı” başlığı altında verir. Bu notların büyük çoğunluğu, şununla şunu karıştırmayınız ya da karıştırmamak için şu yöntemi kullanınız şeklinde çoktan seçmeli soruların çeldiricilerine yöneliktir. Özel okulda ise sınıf atmosferinin nereden bir çeldirici göndereceği belli olmayacağı için sürpriz senaryolara hazır olmak gerekir.
  • Dershanelerde öğrencinin biliş üstü bilgisini kullanmasına veya strateji geliştirmesine gerek duyulmaz, öğretmen bunu çocuk için kendisi yapar; hatta formülleri akılda kalacak şekilde şifreler. Dershanede öğrencilerin soru sormalarına bile gerek yoktur; çünkü öğretmenler, aynı konuyu binlerce kez anlatmaktan mütevellit konuyla ilgili gelebilecek hemen her soru tipini de bildiklerinden “Ha şimdi burada şunu sorabilirsiniz?” diyerek hem soruyu hem de sorunun cevabını verirler.  Aynı durumun özel okula uyarlanmış hali pek de arzu edilen bir durum değildir. Çünkü özel okullarda öğrencilerin üst zihinsel becerileri kazanmasına yönelik uygulamalar ön plana çıkmalıdır.  Soru sormak ise bunun en temel basamağıdır.
  • Yüzlerce kez aynı şeyi anlatmanın katlanılabilir tek tarafı sınıfta mizahı iyi kullanmaktır ki bunu dershane öğretmenleri çok iyi yaparlar. Bu durum hem öğretmen için öğrenme deneyimini daha katlanılabilir kılar hem de  öğretmenin öğrenciler tarafından daha çok sevilen ve aranan biri olmasını sağlayarak öğretmendeki duygusal tatmini artırır. Mizah her yerde iyidir. 🙂
  • Dershanede sınıf yönetimi ile ilgili hiç sorun yaşamayan bir öğretmen özel okulda yaşayabilir. Dershanelerde öğrencileri seviye gruplarına ayırırlar ve genelde tecrübeli öğretmenleri üst seviye gruplarına verirler. Bu durum tecrübeli öğretmenin daha da çok tecrübe kazanmasını ve derse hazırlıklı girmesini tetikler. Öğrenci daha odaklıdır, orada bulunuş amacı belli olduğu için  kendi seviyesinde ve daha üst seviyede olan diğer öğrencilerin yarattığı sınıf iklimi oto kontrolü artırır. Bu nedenle dershane öğretmenleri ders anlatırken sınıf yönetimi konusunda neredeyse hiç sıkıntı yaşamazlar.  Öğrencilerin sıkıldıklarını anladıkları noktada birkaç espri veya anekdotla durumu toparlayıp yeniden derse  dönebilirler. Özel okullarda ise bir sınıfta her seviyeden öğrenci bulunur. Öğretmenin dersi tüm öğrencilerin anlayacağı şekilde planlaması,  dersin içeriğini ve süreci farklılaştırması, konuyu anlamayan bir öğrencinin sorusuna sabırla yanıt verirken, çabuk anlayan ve hemen sıkılan öğrencinin dikkatinin kanalize etmesi noktasında ustalık göstermesi beklenir.
  • Dershanelerde veli görüşmeleri okuldakine göre daha sınırlıdır. Dershanede her kesimden öğrenci bulunur. Ailenin sosyo ekonomik düzeyine göre öğrenciden beklentisi, öğrenci takibi farklılaşır.  Veliden gelen taleplerin öğretmeni zorlayıp zorlamama noktası değişkenlik göstermekle birlikte dershanede öğretmeni fazlaca yoran veli sayısı özel okullara göre azdır. Özel okullarda veli en önemli muhataplardan biridir. Veli, her aşamadan haberdar olmak ister.  Velilerin kendisini tutamayıp öğretmenin işini nasıl yapması gerektiğini dikte ettirmeye çalışanlarından tutun da evde öğrenciyle ilgili hiçbir sorumluluk almak istemeyip her işi öğretmenlerden bekleyenlerine kadar geniş bir yelpazesi vardır.
  • Dershanelerde öğrenci memnuniyeti, bir sonraki sene sözleşme imzalamak için en önemli kriterken, özel okullarda hem öğrenci hem de veli memnuniyetinin eşit oranda olması gerekir. Özellikle küçük şehirlerdeki özel okullarda  okul dışındaki veli koalisyonu fevkalede iyi çalışır. Bu koalisyon lehinize ise şanslısınızdır; ancak aleyhinize işleyen koalisyonlar cidden baş ağrıtıcı olur. Bu durumlarda  idarenin desteği çok önemlidir. Herkesi kendi doğrularına inandırmaya çalışan ve bunun için gece gündüz mesai harcayan provokatif veliler ve onların gazına gelenler topluluğu mesleki motivasyonunuzu alt üst edebilir.
  • Özel okullarda veli ayağında başarılı olmanın püf noktası etkin iletişim becerilerinde yatar. Bu nedenle özel okul işe alım mülakatlarında öğretmenlerin akademik bilgilerinin yanı sıra  özgüvenli olmaları, düşüncelerini rahat bir şekilde, yanlış anlaşılmalara fırsat vermeyecek şekilde ifade edebilmeleri, etkili iletişimin fark yaratan sihirli kurallarını bilmeleri en çok dikkat edilen özelliklerdir. İşe alındıktan sonra da mutlaka “Velilere ne söylenir, ne söylenmez, veliye çocuğunun bir sorunu nasıl iletilir?” gibi konularda okul idaresinden destek alınmalıdır ki; çoğu özel okul bunu oryantasyon çalışmalarında zaten yapar.
  • Yaşasın artık bir zümreniz var! Dershanelerde yaklaşık 50-60 saatiniz öğrencilerle sınıfın içinde ya da teneffüslerde önünüzde kuyruk olmuş çocukların sorularını yanıtlarken geçerken artık zümre odasında birlikte çalışacağınız, en az haftada bir kez toplantı yapacağınız zümre arkadaşlarınız olur.  Dershanede öğrenciler tarafından sevilen bir öğretmen olmak bütün kapıların anahtarını açarken özel okulda ekibin bir parçası olmak daha önemlidir. Bu nedenle eğer işinizde rekabetçi bir anlayışa sahipseniz bu özelliğinizi çok fazla kişinin gözüne çarpmadan törpülemeniz gerekir. Zira öğretmenler arasında kıyaslamaya yol açacak davranışlar, özel okullarda uygun karşılanmaz.
  • Yıllardır hafta sonu da dahil çalışmaktan dolayı fırsat bulamadığınız hizmet içi eğitim açığını kısa zamanda kapatmanız gerekir. Aksi takdirde toplantılarda kullanılan eğitim jargonuna uzak kalırsınız. Biliyormuş gibi yapmak sizi bir süreliğine kurtarır.  Üstelik dershanede çok sınırlı bir şekilde kullanılan öğretim yöntem ve tekniklerine vakit kaybetmeden yenilerini eklemek en önemli önceliğiniz olmalıdır.
  • Size bir güzel haberimiz daha var. Öğle tatili! Özel okullarda bol çocuk gürültüsü içinde  de olsa öğlen yemeğinizi yiyebileceğiniz bir zaman dilimi vardır. Böylece en erken ikindiye doğru  ayak üstü mideye indirilen ekmek arası yiyeceklerden kurtulursunuz. Bununla birlikte  dikkat etmezseniz-  salata ve meyve büfesini saymazsak- en az 4 çeşit ve yetişme çağındaki çocuğun toplam kalori ihtiyacına göre ayarlanan öğle yemeğinin hepsini bitirdiğinizde sene sonunda +5 kilo hanenize yazılabilir.

Elbette konunun daha pek çok püf noktası var. İlk etapta aklıma gelenleri karşılaştırmalı bir şekilde özetlemeye çalıştım. Eminim dershanede çalışan öğretmenlerimizin eklemek istedikleri pek çok önemli husus olacaktır. Bu arada konuyu kiloyla bağlamanın şu anda diyet yapıyor olmamla hiçbir alakası (!) olmadığını söylemeden geçemeyeceğim.

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top