Anasayfa / Eğitim / Çok İyi

Çok İyi

10 Nisan Cuma günü çocuğum ara karne aldı. Karnenin tamamında kazandırılması gereken becerilerin karşısında “çok iyi” yazıyordu. Ama biz ailecek bu duruma sevinelim mi üzülelim mi bilemedik. Daha bizim yorum yapmamıza fırsat vermeden oğlum olayı öyle güzel özetledi ki: “Annecim tamam benim matematiğim çok iyi, Türkçem de iyi; ama hayat bilgim kötü;  neden çok iyi yazmışlar?” Buyurun bakalım, siz olsanız çocuğunuza ne cevap verirdiniz?

Sınıftaki bütün çocukların karnesine istisnasız “çok iyi” yazılacaksa bu karneler kağıt israfından başka bir şey değil diyeceksiniz ve haklısınız da. Üstelik ben daha birinci sınıfta çocuğumun gerçek özelliklerini ve kapasitesini, hangi alana daha yatkın olduğunu öğrenemeyeceksem ya da geliştirilebilir özelliklerinin farkına varıp önceden tedbirimi alamayacaksam onu niçin okula gönderiyorum?

Becerilerden birkaç tanesi “iyi” ya da “geliştirilebilir” olsa önünüzde gerçekçi hedefleriniz olacak, çocuğunuzun da bir hedefi olacak. Bak canım, bu özelliklerin iyi ama şunların üzerinde biraz daha durman lazım, diyeceksiniz. Yeri gelecek anne baba olarak kendi sorumluluklarınızı sorgulayacaksınız. Ama biz hepimiz rüya aleminde yaşamayı tercih ediyoruz. Ondan sonra hedefleri olan gençler bekliyoruz, onlardan sorumluluk kazanmalarını bekliyoruz. Çocuk da haklı olarak şöyle düşünüyor. Ne yaparsam yapayım nasılsa bir şey fark etmiyor. O zaman neden çalışayım, neden çaba göstereyim? Çalışarak elde ettiğiniz bir başarının mutluluğuyla çalışmadan elde ettiğiniz başarının mutluluğu birbirine eşit olabilir mi?

Peki çocuğun karnesindeki birkaç beceriye “iyi” ya da “geliştirilebilir” yazdı, yani objektif değerlendirme yaptı diye okul yönetimine şikayet edilen öğretmenin başka ne yapmasını beklersiniz? Bizler sırf gerçeklerden kaçan, dolayısıyla gelişme şansını da kaçıran anne babaların varlığı yüzünden çocuklarımızın gerçek durumunu hiçbir zaman öğrenemeyecek miyiz? Çocuğumuzu tanıma, eksiklerini vakit kaybetmeden giderme hakkını elde edemeyecek miyiz? Bunun için değil mi ki  ilköğretimin ilk üç yılında yazılı sınavlar ve notla değerlendirme söz konusu değil. Ama maalesef bizim ana baba olarak hırslarımız, çocuğumuzun özelliklerini keşfedebileceğimiz bu çok değerli üç seneyi böyle boşa harcamamıza sebebiyet veriyor. Ondan sonra çocuğumuz ikinci kademeye geçtiğinde yaşıyoruz ilk şoku. Nasıl olur diyoruz,  benim çocuğumun bütün notları beşti. Ondan sonra  ne yaparsa yapsın hep çok iyi karneler alan çocuğunuzu başarılı olmaya isteklendirin bakalım.

Değerli veliler, ister şimdi gerçeklerle yüzleşin ve ağaç yaşken eğilir atasözünü doğrularcasına vakit kaybetmeden önleminizi alın, ister yıllar sonra kağıt üzerinde “başarısız olmak”tan hep koruduğunuz çocuğunuzu hayatta yaşadığı başarısızlıklarda teselli eden ilk siz olun.   Seçim size kalmış.

Hakkında Aysun Yağcı

Öğretmenlik deneyimlerimi, kendimce doğrularımı, okuduklarımı, aldığım eğitimleri, çıkarımlarımı paylaşmaya devam ediyorum.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top